Çocukluğumdan beri özel gün telaşı yaşamayan,öyle günlerde heyecana kapılmayan ben tam 12 yaşımda Annemden Kur'an kursundan dolayı ayrı kaldığım yıl hatırlıyorumda akşama kadar ağlamıştım,hemde hiç susmadan..sessiz sessiz..İlk defa Anneler günününün burukluğunu Annemden uzak kalınca hissetmiştim..Benim ruhumda bıraktığı o derin izlerden dolayı belkide çocuklarımdan bir an bile ayrılmak istemiyorum.Ben bir yıl ayrı kaldım çocukluğumda annemden.Bir yılda göz yaşı döktüm...Ertesi gün Annemin,kaldığım yere gelmesiyle onu nasıl kucakladığımı bu gün gibi hatırlıyorum.Hemen biryerlerden bir şişe bulup içine üflemesini söyledim..Hiç nedenini sormadan şişeye üfledi. Oyun oynadığımı sandı bi an..Ve o gittikten sonra şişenin kapağını açıp hiç ziyan etmeden açıp açıp koklayarak yanımda hissettim.Öyleki; bazen korkuyodum ya biterse? İdare etmeyi,israfı ve çocuk masumluğunda sevginin değerini de öğrenmiş oldum.Anne ve babayla evlatlar arasındaki bu bağı, Rabbimin bir lutfu bir armağanı olduğunu anlamayanımız yoktur sanırım.Çocukken, gençken ne zaman bir yerlere gidecek olsam üzülür, hemen gözlerim yaşarırdı..Duygusal insanla bir yere varılmaz der eşim..Duygusallığı bırakmadığın sürece herşeye üzülen,herşeyi kafana takan,çabuk kıralan sen olursun der..Haklıdırda belki...

Çocukluğumda kardeşlerimle sürekli değiş tokuş yapardık...Mesela sıkıldığımız elbiselerimizi,kalemlerimizi kitaplarımızı..Aynı zamandada bir sevgi alışverişiydi bu.Sevgi değiş tokuş olmadan neye yararki..Aynı kalp gibi kanı pompalamayı durduran kalp insanın aldığı nefeside durdurur! Herkes bir parça kendi yüreğine dışardan bakmalı..Kulağını dayamalı,sevme duygusu her insanda var ama neyi sevdiğimizde çok önemli değilmi..Ben hep ailemi çok sevdim..Yaşadığım olumsuzluklara aldırmadan..Sonrada evlatlarımın sevgilerini onların üzerine ekledim..Kat kat oldu aynı pasta gibi..Sonra renklerden maviyi ve pembeyi çok sevdim..Sonra pasta pişirmeyi,çorba karıştırmayı.Annemi sevdiğimden onun yaptığı herşeyide sevdim..Kime sorarsanız sorun dünyanın en güzel yemeğini Annesi yapıyordur.Bana görede öyle.O kadar kurabiye pişiririm ama aklım hep Annemin kurabiyelerinde kalır.Arada naz yaparım ona limonlu kurabiyesini pişirmesi için. O da sen benden iyi yapıyosun sen yap desede onu bir şekilde ikna eder çocukluğumun kokusunu alırım o kurabiyelerde.

İlk yavrumu kucağıma aldığımda baktımki kapkara gözleriyle çirkin küçük bişey bana bakıyor..Canım oğlum, bana Anne olmayı öğreten.En acemi olduğum, Anneliği sayesinde öğrendiğim ve öğrenirken hatalar yaptığım..Ama biran bile aramızdaki iletişimi asla kopartmadığım oğlum..Canım kızım kız evladının varlığındaki bereketi,kırmızı ve pembe kurdeleleri saçına takışımın güzelliğini.Hatta şimdilerde mutfakta,evde en büyük destekçim.Cadım,delim,meleğim..Ve hep Ömrünün sonuna kadar küçük kalacak Emir'im :) Aksi huysuz ama benim aksim,benim huysuzum.. Evde hep küçük olmasının önemini ve hiç büyümeyeceğini şimdiden anlıyoruz..Kaderinde hep küçük kelimesi olacak naapalım..:) Rabbim nasip etti..HAZİNEMDİR ONLAR..Umarımki; günün birinde Anne kurabiyesinin tadı hep farklı olur üçü içinde..Şükürler olsun Rabbime binlerce kez hemde..

Rabbim her kadına Anne olmayı nasip etsin.Kimse annesini kaybetmesin demiyorum çünkü bu mümkün değil.Ama bu dünyada Anne Baba rızası alan kullarından eylesin..

Şimdi yukardaki Özel günleri sevmeyen kadını unutun...KİM DEMİŞ ANNELER GÜNÜ SAÇMA DİYE:))) ( Sevgili Zeynep'in sözü )

Anne olmamızı sasağlayan güllerimizin günü KUTLU OLSUN..!

Selam ve dua ile...